Halit Öz

CİNSİNE İHANET:

 

Bir gün bir adam pazarda, dolaşırken değişik kuşlar satan bir satıcı görür ve kuşlar ilgisini çeker. Satıcıdan kuşlar hakkında bilgi alır. Ancak kuşlardan birisinin fiyatının yüksek oluşu müşteriyi düşündürür ve diğer kuşlardan farkını sorar.

Satıcı anlatır;

Bu kuş ormandaki tüm kuşların taklidini yapar. Bu nedenle avcılar bu kuşu diğer kuşları avlamada kullanır der. Müşteri derhal parasını vererek kuşu alır ve boynunu koparır. Hayretler içinde kalan satıcı neden böyle bir şey yaptığını sorar. Müşteri cevap verir cinsine ihanet edenin boynu koparılır der.

Evet; bu bir hikaye, ama bir gerçek vardır ki “devrim kendi yetiştirdiği çocuklarını yer” rüzgar eken fırtına biçer. Örneklerini tarihte çok görmüşüzdür.

Afganistan’ da Babrak Karmal, Romanya’da Çavuşesku, ölümleri nasıl oldu düşünelim, Rusya’ da Lenin heykellerine ne oldu?

Niçin bunları yazıyoruz?

Ülkede kâbuslu yıllardan sonra devrin gönül dostları istişaresinde 1969 da bir yıldız doğdu. Çileli yollarda mücadele sonucunda hizmet hedefi yakalanmıştı ki, kıymetini bilmek bir tarafa içten ve dıştan tüm gücümüzle hizmeti engelledik. Buda yetmiyormuş gibi içimizden de yumruk üstüne yumruk vurduk.

Şair ne güzel demiş “ fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası, Bir vicdanın bilemem kaçtır hava parası.” N.F.K

İŞTE KUŞUN MİSALİ önümüze koyulan ve yiyip yiyemeyeceğimizi bilemediğimiz bir avuç yem için vicdanlarımızı icara vererek hem dünyamızı hem de ahiretimizi ateşe attık.

“Yırtarak yamadık dünyayı dinimizden; Dinde gitti. Dünyada gitti elimizden.” M.A.E.

 

Halit ÖZ

12.12.12

 

----------------------------------------------------------------------------------------------

 

FİL AVCILIĞI

Malumunuz üzeredir ki fil avlamak ve eğiterek kullanmak bir sanat işidir.

Zikretmiş olduğum bu sanatı dünyada sadece emperyalist ve Siyonizm uşağı Amerika başarmaktadır.

Gelelim filin avlanış ve kullanışına;

Filler genelde uyumak ve dinlenmek amaçlı kuvvetli ağaçlara yaslanmayı tercih ederler. Amerikalılar bunu bildikleri için ormanda kuvvetli ağaçların altlarını oyarak arkalarına büyük kuyular kazıp üzerini kamufle ederek sanal tuzaklar kurarlar.

Tabi ki doğal olarak filler özel hazırlanan bu tür ağaçlara denk geldiklerinde kendilerini tuzağa düşmüş bulurlar.

Bu arada düşen fil kuyudayken ellerinde, mızrak, kamçı ve değişik teçhiz atlarla file eziyet vermek üzere kılışız ve meymenetsiz şahsiyetler belirir bunlar ellerindeki malzemelerle file kalmadık işkence ve eziyet verirler. Fil bunlara nefret kusar ve kinlenir.

Aynı şahsiyetler sahneden ayrılarak kılık değiştirip, ellerinde yiyeceklerle filin yanına gelir ona yiyecekler verir; okşar, sever ve filin gönlünü kazanır. Fil bunlara ünsiyet besler. İlerleyen zamanda fili kuyudan çıkarırlar ve hizmetlerinde kullanırlar.

Ülkemde de bir fil bulmuşlar. Bu tip insanlar bu file ormanda sesi güzel diye şarkı söyletmişler sonrada ne biçim şarkı diye ormanın karanlık bölgesine sürmüşler.

İlerleyen çile günlerinden sonra artık ikinci plana geçilerek ona arz-ı endam edip onu ödüllendirme safhasına geçmişler. Hatta ormana kral yapmışlar o gün bugündür ormanda neler oluyor sizde seyrediyorsunuz.

Halit ÖZ

09.01.2013

 

---------------------------------------------------------------------------------------------

 

İNSAN ÜÇ GÖREV İÇİN VARDIR

Mevlana derki “Ya olduğun gibi görün.

Ya göründüğün gibi ol.”

İnsanları kandırmak kendini kandırmaktan öteye geçemez.

Merhum M. A. E. derki “Müslümanlık nerde? Biz den geçmiş insanlık bile, adam aldatmaksa maksat, aldanan yok nafile, kaç hakiki Müslüman gördüysem makberdedir. Müslümanlık bilmem ama galibe göklerdedir.”

Kurt postu deldireceğini anlayınca avcıya kur yapmaya başlar.

Size Sizden bahsedeyim.

Siz şemsiyenin başındaki idarecisiniz 814.578 milyon kilometrekarelik ve buraya göre büyük öteye göre küçük bir toprağınız var.

Bir idareci olarak düşünün sürüleriniz malınız mülkünüz makamınız olan birisiniz ya da aile efradı ya da padişahım çok yaşa diyensiniz. Bu minvalde konumunuz ne olursa olsun fakat varlıklarınızdan dolayı da çevreden zarar gören ve sürekli rahatsız edilen birisiniz. Artık bu rahatsızlıktan bizarsınız asrın Kodaman ın’ dan destek talep eder ve alırsınız. Gel zaman git zaman ağyarınızla korumalı bir bölgede hayat sürdürürken, birden Kodaman ’n aklına düşersiniz destek verdiği, Sizi ne alemdedir? diye sordurur. Malik hanesine yemeğe davet eder. Bu ziyafet esnasında saraya gaipten bir kul gelir icabet eder ve Kodaman’ na Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapar. Kodaman buna karşı çıkar şiddet uygulayarak gönderir. Bu arada siz bir an yaşantısını ve geleceğinizi düşünerek sessiz kalırsınız. Ziyaret sonrasında eve dönerken Allah C.C size bir ilhamla, gelen kula bu haklı duruşuna destek vermeyip sessiz kalmanız nedeniyle “Sende sabr edenler ol” der. İşte çile hayatınız başlar.

Düşünelim şimdi bir ömür içinde bir dakika haksızlık karşında dikilmek mi zor yoksa susarak bir ömür çile çekmek mi zor. Bir de öte tarafı var.

İşte insanlar yaradılış gereği;

Ya ifsat için vardır. Ya ir şad için vardır. Ya da sessiz bir yığındır.

Bir insan düşünün; insanların hamasi duygularını kullanarak, şahsi ihtiraslarını milletin nakıs tarihini hatta toplumun bekasını etkileyebilecek kararlar alarak milletin değerlerini hiçe sayabilecek eylemler içinde olacak; ne yazıktır ki bunu yaparken de milletin kalbinde payitaht kurmuş değerleri kullanacak;

Derken aklıma M. A. E’ yun bülbül şiiri geldi.

“Ne hüsrandır ki: şarkın ben vefasız, kansız evladı, Seraba garba çiğnettim de çıktım hak-i ecdadı”

Bu ülkede şühedalar yatıyor. Ne işi var ülkemde demokrasi havarilerinin, düşman çizmelerinin, medeniyet götürdüklerimizden medeniyet mi öğreneceğiz. 1400 yıldır ecdadımın dünyaya saadet ve selamet veren bir zihniyetinin temsilcisi olarak bugün beni yönetenlerden davacı olma hakkını kullanmak istiyorum. Bu alem de mücadelesini veriyor öbür alemde de hesabını soruyorum.

Nuh’un gemisi kalkıyor yerimizi alalım köprüden sonra son çıkıştır bu, iş işten geçmesin. Selam dua

09.01.2013

Halit ÖZ

 

--------------------------------------------------------------------------------------------

 

BOŞANMALAR VE İNTİHAR

“üç katlı ahşap evin her katı ayrı alem

Üst kat: Elinde tesbih ağlıyor babaannem.

Orta kat: Mavs oynayan annem ve aşıkları.

Alt katta: Kardeşimin tamtamda çığlıkları.

Bir kutlu peynir gibi ortasından kestiğim.

Buyurun ve maktandan seyredin işte evim”

Bir başka pencereden;

“Akrep nokta, nokta ruhumu sokmuş.

Mevsim den mevsime girdim böylece

Gördüm ki ateşte cımbızda yokmuş,

Fikir çilesinden büyük işkence”

Sahi ne oluyor bize? haram mı yiyor, haram mı kazanıyoruz? Ne oldu Akif’in tabirince Asımın nesline, kim bozuyor bizi? Nereye gidiyoruz? Kim çeki düzen verecek bu gidişimize soruyorum ve cevap arıyorum.

Bakın artık gençlik, korkunç değişim sürecinde ki, bozulmuşluğun zirvesine hareket halinde, hepimizin üzerinde ölü toprağı serili, hiç birimiz silkelenme ihtiyacı duymuyoruz.

Çocukluğumu düşünüyorum, ninelerimizi örtüsünün altında tanıyamıyorduk. Takip eden süreçte dışarda annelerimizi daha açık seçik görmeye alıştık. Oysa şimdi kız kardeşlerimizin halinden utanır olduk. Kim yaptı bunları böyle?

Bizler Allah’ın(C.C) emirlerini yerine getirmemek için sebep gösterirken çevrem, çevrem diyoruz; Onlar çevre ve günahlarıyla bizleri kuşattılar da, Biz sevaplarımızla Onlara ne yazıktır ki çevre yapamadık.

Bir akrep düşünün insanı bir kere soksa ölümüne neden olur. Oysa biz öyle bir akrebe yavaş yavaş sokturuluyoruz ki değiştiğimizin farkına bile varamıyoruz. Böylece kendimizi, ifsat edenlerin tuzağında buluyoruz.

Size iki şeyden bahsedeyim çok manidardırlar.

Birincisi boşanmalar;

Günümüzde ahlak ve maneviyat çizgisinden uzaklaşan gençlerimizden, ekonomik özgürlüklerini yakalayan bazıları bayan ya da erkekler aile baskısından kurtulmak amacıyla düzmece evlilikler yapıp daha sonra nikah akitlerini bozarak yalnız hayat macerasına kapılmaktalar. Bu nedenledir ki toplum, Nesep inkıta sına uğramakta ve nesil körelmekte. Daha da kötüsü akraba ilişkileri dağılmakta, toplum yalnızlığın derin girdaplarına sürüklenmekte.

Şair ne güzel söylemiş.

“Diride olmazsa ölüye hürmet çözülür bağları dağılır millet” Allah (C.C)muhafaza.

 

Madalyonun ikinci yüzündeki boşanmalar ise ahlak ve maneviyattan uzaklaşma, kültür uyuşmazlığı, eğitimsizlik, TV kanallarında ki ahlak ve maneviyatımızı çökerten, kültürümüzü yozlaştıran ve bizi esir alan programlar ile mali sıkıntıların doğurmuş olduğu boşanmalardır. Bir yuva yapılırken hülyaların, kaosa dönüşmemesi için hepimize sınırsız görevler düşmekte

İkincisi intiharlar;

Toplumda ikinci infiali de intiharlar oluşturmaktadır.

Gün yok ki gazetelerde ve haber kanallarında bir intihar haberiyle karşılaşmayalım. İntiharların kahır ekseriyetinde, gençlerimizin uyuşturucu batağına düşmeleri, genç yaşta aşırı borçlanmaları, dönülemeyecek yanlış kulvara girmeleri, aile içi geçimsizliklerin vermiş olduğu yıpratıcı ortamlar, maneviyattan uzaklaşmaları, başlıca nedenler olarak sıralayabiliriz.

Yine madalyonun ikinci yüzündeyse doyumsuzluğa ulaşmış ancak yaradılışın gayesine müdrik olamayan zavallı beyinlerin kurtuluşu bu yolda bulabileceklerini var sayarak tevessü ettikleri metot dur.

Tedbirler bazında bendeniz şöyle düşünüyorum, bir kere her kes çobandır ve sürüsünden mesuldür.

Eğitim ve terbiye ailede başlar okul ve çevre süreci ile devam eder. Öyleyse esas olan ailenin temelini sağlam atmalıyız.

Eskişehir’imizi kastederek söylüyorum ilimizde bulunan Anadolu Üniversitesine bağlı açık öğretim bölümünü kazanan öğrencilerin velilerine sesleniyorum. Ne olur, çocuklarının eğitimlerini illerinden görmelerini sağlasınlar bu çocuklar burada zaten derse girmiyorlar. Bu vesile ile hem mali hem de takipsizlik yönünden aileye yük oluyorlar. Bunun eğitim, sosyolojik, siyasi ve polisiye tedbirlerinin yetkililer tarafından değerlendirilmesi.

Diğer bir konu kentsel dönüşüm projesi kapsamında ilimiz içinde bazı bölgelerde yapılan apart dairelerin hizmete sunuş şekillerinde günlük kiraya vermeler vs. gibi potansiyel bir tehdit doğurabileceği endişesini yaşıyorum. Bununda ayrıca masaya yatırılarak değerlendirilmesini yetkililerden talep ediyorum.

Toprak ayağımızın altından kayıyor. Ne güzel dönüyor çemberim hiç bitmese horoz şekerim. Gibi şiirlerle vakit geçirme zamanı değil yapacağımız işler, zamanımızdan daha çok.

selam dua

15.01.2013

Halit ÖZ

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

GENÇ KARDEŞLERİME;



ANLATACAĞIM BU HİKAYEYİ DAVAMIZA ZARAR VEREBİLECEK BİLCÜMLE ZEVAT VE GÖRÜŞE İTHAF EDBİLİRSİNİZ.



MALUMUNUZ ÜZEREDİRKİ FİL  AVLAMAK VE EĞİTEREK
KULLANMAK BİR SANAT İŞİDİR.



ZİKRETMİŞ OLDUĞUM BU SANATI DÜNYADA SADECE
EMPERYALİST  VE SİYONİZM UŞAĞI AMERİKA BAŞARMAKTADIR.



GELELİM FİLİN AVLANIŞ VE KULLANIŞINA;



FİLLER GENELDE UYUMAK VE DİNLENMEK AMAÇLI KUVVETLİ AĞAÇLARA YASLANMAYI TERCİH EDERLER.
AMERİKALILAR BUNU BİLDİKLERİ İÇİN ORMANDA KUVVETLİ AĞAÇLARIN ALTLARINI OYARAK ARKALARINA BÜYÜK KUYULAR KAZIP ÜZERİNİ KAMOFLE EDEREK SANAL TUZAKLAR KURARLAR.



TABİKİ DOĞAL OLARAK FİLLER ÖZEL HAZIRLANAN BU TÜR AĞAÇLARA DENK GELDİKLERİNDE KENDİLERİNİ TUZAĞA DÜŞMÜŞ BULURLAR.



BU ARADA DÜŞEN FİL KUYUDAYKEN ELLERİNDE, MIZRAK, KAMÇI VE DEĞİŞİK TEÇHİZATLARLA FİLE EZİYET VERMEK ÜZERE KILIKSIZ VE MEYMENETSİZ ŞAHSİYETLER BELİRİR BUNLAR ELLERİNDEKİ MALZEMELERLE  FİLE KALMADIK
İŞKENCE VE EZİYET VERİRLER. FİL BUNLARA NEFRET KUSAR VE KİNLENİR.



AYNI ŞAHSİYETLER SAHNEDEN AYRILARAK KILIK DEĞİŞTİRİP, ELLERİNDE YİYECEKLERLE FİLİN YANINA GELİR ONA YİYCEKLER VERİR;OKŞAR, SEVER VE FİLİN GÖNLÜNÜ KAZANIR. FİL BUNLARA ÜNSİYET BESLER. İLERLEYEN ZAMANDA FİLİ KUYUDAN ÇIKARIRLAR VE
HİZMETLERİNDE KULLANIRLAR.



BİZİM F………DE 
BU TİP İNSANLAR ORMANDA SESİ GÜZEL DİYE ŞARKI SÖYLETMİŞLER SONRADA  NE BİÇİM ŞARKI DİYE ORMANIN KARANLIK BÖLGESİNE SÜRMÜŞLER. İLERLEYEN ÇİLE GÜNLERİNDEN SONRA ARTIK İKİNCİ PLANA GEÇİLEREK ONA ARZ-I ENDAM EDİP ONU ÖDÜLLENDİRME SAFHASINA GEÇMİŞLER. HATTA ORMANA KRAL YAPMIŞLAR OGÜN BUGÜNDÜR ORMANDA NELER OLUYOR SİZDE SEYREDİYORSUNUZ.   

 

17/04/2012

HALiT ÖZ  

HALKLA  İLİŞKİLER BŞK.

 

________________________________________________________________

 

"AKREP NOKTA NOKTA RUHUMU SOKMUŞ,
MEVSİMDEN MEVSİME GİRDİM BÖYLECE,
GÖRDÜMKİ ATEŞTE CIMBIZDA YOKMUŞ,
FİKİR ÇİLESİNDEN BÜYÜK İŞKENCE."


Yorumlar - Yorum Yaz


 

Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 24° 14°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret226061